Pazartesi, Aralık 23, 2013

Sunta Klaus

[eskilerden]

çamgöz pinocchio'yu herkes biliyor, ha keza babasi marangoz geppetto'yu da. o yuzden simdi size burada onlari, ozellikle de evlat hasetiyle ici kirlenmis o ihtiyar mendeburu yeniden anlatacak degilim. herkesten yillardir saklanan bu hikaye ne pinocchio'nun ne de yasli marangoz geppetto'nun; onlari uzaktan izleyen dertli bir cift gozun hikayesidir.

hayatina basladiginda ulu bir agacin en yuksek dalindan, ulu agacin koyu golgesine dusmus kozalagin dolgun fistiklarinin birinin icindeydi klaus. kendinin farkina ilk varmasi yagli fistigin tadi ve kokusundan farkli, cok farkli, pis -pis de neydi ki- bir kokuyla yanismasiyla basladi. tabii ki o zamanlar henuz uzerini orten cam ignelerinden yorganini aralamadigi icin kokunun kaynaginin ormanda gezinen guzel gozlu bir karacanin pisligi oldugunu bilemezdi. o pisligin kendine gubre olacagini, ergenlikte ilk sakallarini cikaran ergenler gibi cikan tuy gibi koklerini uzatip topragin icine saldiginda, o tuylerinin gur ve guclu koklere donusmesinde o gubrenin ne denli onemli oldugunu ise cok sonralari ogrenecekti; dallarini altinda buyudugu ulu agacin dallari arasindan daha fazla isik icin gokyuzune uzatmaya calisirken ona en buyuk gucu dibine pisleyen orman hayvanlarinin verdigini farkettigi zaman. hicbir zaman ogrenemeyecegi sey ise o guzel gozlu karacanin onu, kozalaktan cikmis fistigin icinde gozlerini henuz dunyaya acmamis klaus'u, ozellikle arayip bulduguydu; her ormanin perisi vardir.

aradan gecen yillarda klaus buyumus, dallari soyunu devraldigi ulu agacinkinden de yuksege ermis, zaman zaman ormani birbirine katan firtinalarda diger agaclarin uzerine yaslandingi, orman hayvanlarinin altinda saklandigi dev bir agac olmustu. bizim her duydugumuzda ruzgarla hisirdayan yaparaklar sandigimiz agaclar arasi fisiltili konusmalarin bir numarali konusydu klaus. agaclarin kimi "ya iyi cocuk da adi niye klaus bunun, osman'in ahmet'in nesi varmis! iyice gavur oldu bu orman" derken kimisi klaus'un dolsuzlugunden dem vuruyordu. sahiden de klaus kozalak veremeyen bir cam agaci olmustu. her bahar bir umitle ortaligi polene boguyor, tozlasmanin alasini yapmasina ragmen iri dallarinin ucunda beliren kozalakciklar ya kuruyup dokuluyor ya da icleri bos, fistiksiz kozalaklar halinde oylece altinda yigiliyorlardi klaus'un. orman ahalisinin de dili torba olmadigi icin bunu klaus'un gavurluguna vuranlarin, hayatinda hic balta gormemis klaus'un sunnetsizligine baglayanlarin sayisi gun gectikce artiyordu.

dag gibi klaus bir yandan kulaktan kulaga yayildikca buyuyen ve ormani ugursuz bir ugultu gibi saran bu bu soylentilerin kasavetinden, bir yandan dibinde yetisen kucuk agacciklari olmadigi icin artik gitgide zayiflayan govdesinden ve en onemlisi de evlat hasretiyle cira gibi yanan odun dokusu yuzunden gunden gune bitap dusup zayifladi, dallarini sarkitti ve nihayetinde belini bukup artik ses vermez oldu. hayatinin son demlerinde tamamen kustugu orman ahalisi de artik onu unutmustu. klaus'tan gelen son ses gamli yorgun govdesinin yere devrilirken cikardigi sesti. ey kimsenin olmadigi yerde devrilen agacin sesini soranlar; ormanda kimse kimsesiz degildir.

klaus'un yere devrilirken cikardigi sesi duyan ve daha gozunu acmamis kucuk bir fistik tanesiyken onun uzerine pisleyerek hayat veren guzel gozlu karaca can havliyle klaus'un yanina kostugunda klaus'un ikiye ayrilan govdesinden gozune kestirdigi bir parcayi marangozhanesine tasiyan geppetto'yu gordu. geppetto ile gozgoze geldiklerinde az kalsin periligin temel ilkesini unutup onunla konusacak, ona alip goturdugu agacin evlat hasretiyle yanip tutusan bir efsane agaca, klaus'a ait oldugunu ve elindekini siradan bir odun gibi gormeyip degerini bilmesini istedigini soyleyecekti, ama yapmadi; orman perilerinin de bir adabi vardir.

geppetto elinde klaus'un govdesinden bir parca ile atolyesine geldiginde neler olup bittigini o unlu hikayeden biliyorsunuz ama bilmediginiz sudur ki bir agacin en kucuk parcasi dahi o agacin kendisidir. klaus da onbinlerce oldu geppetto'nun ellerinde testereler, keskiler, zimparalar marifetiyle. geppetto'nun maharetli elleriyle klaus'un govdesinden cikardigi klaus tipki kucuk bir cocuk gibiydi. klaus belki yasaminda bir evlat sahibi olamamisti ama hic degilse olumunden sonra kendisinden olma bir evlat sahibiydi artik. geceyi sevincle gecirirken gelen bir baska periyi gordugunde nesesine periyi ortak etmek istediyse de peri orali olmadi cunku aslen bir peri degil geppetto'nun evlat hirsiyla yarattigi bir iblisti o. klaus'un yeni kavustugu evladi kendinden alip pinocchio'ya cevirdiginde atolyenin tabaninda talas olmus klaus'un diger parcalari tepeden tirnaga irkildiler.

butun gun hayranlikla seyrettikleri kendilerinden olma evlatlari gitmis yerine yalancinin biri gelmisti! baslarina gelen bu faciayi ne pahasina olursa olsun orman perisine anlatmak istegiyle harekete gecmeye karar verdiklerinde artik biraraya gelemeyecek kadar kucuk parcalara ayrilmis olduklarini aciyla gorduler. oysa gormedikleri geppetto'yu ormandan beri takip eden ama insanlara gorunmemek icin geceyi bekleyen orman perisi guzel gozlu karacanin onlari izledigi ve isteklerini duyduguydu. ormandan ayrildigi icin gucleri azalmis orman perisi guzel gozlu karaca bir yandan az evvel canlanmis ve agirbasli klaus yerine yalanci bir zevzek olmus pinocchio'nun uzerine uzerine durttugu burnuyla ugrasirken, bir yandan da klaustan geri kalan talaslari bir araya getirmek icin ne yapabilecegini dusunurken "aha simdi sictik" dedi. bir periye hic yakismamisti bu sozler belki ama verdigi ilham da ortadaydi: klaus'a kozalaktan cikmak icin debelenenen kucuk bir fistikken yaptigini simdi de yapti ve talaslarin ortasina pisledi. ardindan da pisligini iyice sivayarak talaslardan bir kutle yaratmayi basardi. sabah oldugunda atolyesine gelen geppetto usta kenarda duran garip gorunuslu tahta parcasiyla degil yeni evladi pinocchio ile mesguldu. garip gorunuslu tahta parcasi kuruyup suntaya donustugunde hic degilse yeniden kendisi olmanin ve perinin ona verdigi en boktan durumlardan mucize yaratabilmenin ilhami ile dolup tum ruhuyla bundan sonraki hayatinda, hic baba olamadan evlat acisi yasamis biri olarak, cocuklari sevindirebilmeyi diledi. dilegi ormana kadar ulasti; ormanda hep sizi dinleyecek birileri vardir.

orman perisi guzel gozlu karaca bu icten dilege kulak verdiginde kosa kosa geppetto'nun atolyesine gitmek istediyse de gece olmasini beklemekten baska caresi yoktu. gece usulca atolyeye dalip sunta klaus'u oradan kacirdi ve ormana goturdu. ormanda periler kralicesine klaus'un hikayesini fistik oldugu zamanlardan baslayarak suntaliga kadar anlatti ve ondan sunta klaus'un bu istegini yerine getirmek icin yardimci olmasini istedi. periler kralicesi bir sartla kabul etti istegi; artik orman perisi guzel gozlu karaca da perilikten vazgecerse yerine getirilecekti dilekleri; ormanda bile her seyin bir bedeli vardir. periler kralicesi orman eperisi guzel gozlu karacayi ve sunta klaus'u son bir kez daha dinledikten sonra isteklerinden iyice emin olup sihirli degnegini cikardi. peri dilinde birkac sihirli kelimenin akabinde sunta klaus artik herkesin sevip sayacagi babacan bir ihtiyar; orman perisi karaca da guclu bir geyik olmustu. periler kralicesi onlara "simdi gidip cocuklari sevindirebilirsiniz" dediginde coktan o yil hic yalan soylememis cocuklar icin hediye toplamaya baslamislardi bile; ormanda yalancilari hic sevmezler.

sen bu hikayeyi sacma bulan okuyucu; agacin canlanip yalan soyledigine inaniyorsun da suntadan aziz yaratmaya neden inanmiyorsun?

--------------
2005'te eksi sozlukte yazmisim. hafta noel haftasi oldugu icin gomulu oldugu yerden cikarip buraya koydum.

Etiketler: , ,

Perşembe, Kasım 17, 2011

soru cevap yapayim biraz, sonlara dogru belki kaptiririm.

S1: o kadar mail grubu actik, niye gelmiyorsun?
C1: esasen herhangi bir grup tartismasi yurutebilecek kadar vaktim ve enerjim yok.

S2: e ama ilgilisin?
C2: evet, konu ilgili ve iyi kotu bilgi sahibi oldugum bir konu. ozellikle konu eksi sozluk uzerinden ilerleyecekse soyleyeceklerim var.

S3: neymis o soyleyeceklerin?
C3: en basta su 'eksi sozluk ve eksi sozluk yonetimi sizin dusmaniniz degildir'.

S4: dostumuz da degil?
C4: muhtemelen degildir ama konumuz bu degil. eksi sozluk sadece bir platform. oradaysan ve istiyorsan kullan, degilsen onunla savasma bosuna. sozluk yonetimiyle hemfikir olmak zorunda degil hic kimse.

S5: neyse, goygoyu birakalim da sadede gelelim. nedir bu dava acilmasi konusu?
C5: bilisim yasasinin hali ortada. buna yargi prosedurunun amina konmus olmasi da eklenince dava acmak, tutuklu yargilamak, hic akla hayale gelmeyecek suclamalardan dolayi 'literally' surundurulmek gayet olagan gercekler haline dosnutu.

S6: yani?
C6: yanisi su; mevcut bilisim yasalari icinde sozluk yonetiminin yapabilecegi baska bir sey yok. o bilgiler istendiginde verilecek.

S7: peki bilgiler verildi, anladik. peki bana niye haber vermiyorlar bu bilgileri savciya polise verdiklerini?
C7: bu konuda bir gurultu koptu ama ben takip etmedim. saniyorum kanzuk bunu boyle yapmak zorunda olduklarindan bahsetti ve cevaben bir suru sey duydu. sonuc nedir bilmiyorum, takip etmedim dedigim gibi.

S8: bu isler icin cozum onerin ne peki?
C8: cok miktarda cozum onerilerim var. asagida siraladim.

1. gunu kurtaralim: anonim baglanti kanallarini kullanin. ben bunlar hakkinda teknik bilgilerden haberdar degilim, sorun ogrenin, derleyin ve dagitin.

2. anonim internet icin teknik altyapiyi hazirlayalim: avrupa'da (ya da x bir yerdeki) bir server/proxy/vpn altyapisi eger cocuk pornosu ve telifli materyal isine bulasilmazsa turkiye makamlarindan gelecek atamiz, allahimiz ve peygamberimiz kabilinden istekleri sallamaz bile.

3. dinsizin hakkindan gelelim: aihm kotu bir mekanizma degil, mumkun mertebe kullanmak ve takipcisi olmak lazim. bunun disinda eften puften her sey icin dava acan her savcinin pesine duselim. bununla yetinmeyip bizim kisisel bilgilerimizi kimlere, nerelere ulastirdiginin takipcisi olalim. bunun icin hesap sormanin yollarini bulalim.


yukaridaki cozumlerden ilk ikisi teknik insanlarin isi. aranizdan bu islerden anlayan birileri cikacaktir illa ki. onlara arka cikin, kendi anonimliginizin sahibi olmaya calisin boylece.

ikinci cozum, daha dogrusu mucadele yontemi, ancak bagimsiz hukukcularin yapabilecegi seyler. haliyle bu da teknik bir sorun.

bize dusen bu iki sorun icin ugrasacak insanlara mumkun olan her sekilde destek olmak ve bu cabalarin dogru duzgun sekilde tabana yayilmasini saglamak.


s9: vay yine sorulara baslamissin?
C9: akis oyle gerektirdi.

S10: sozluk yonetimine toz kondurmamissin bakiyorum?
C10: insafin kurusun. sozluk yonetimini en cok elestiren adam benim belki de. tek farkimiz haksiz oldugunu dusundugum seilde elestirmiyorum. bence bu konuda ne yapmalilardi ve yapmadilar soyleyeyim:

- o bilgilerin istendigini yazara bildirme konusunda ortada bir yasa boslugu/anlasmazlik varsa tercihlerini yazarlarin lehine kullanmalari gerekirdi.

- eksi sozluk rahatlikla bir vakif olusturup hukuk mucadelesi icin cok daha fazla kaynak ayirabilirdi. ben bunu sosyal sorumluluklari olarak goruyorum ve yapmadiklari surece bu konuda elestirmeye devam edecegim. evet, cok cok fazla sey yapiyorlar ama cok cok daha fazlasini da yapmalilar.

Pazar, Şubat 21, 2010

burada cok zaman gecirmeden suraya bak bence, burada hayat yok:

Pazar, Ekim 09, 2005

doluu!

insan sirf burasi bos kalmasin diye yazar mi? cok ayip bence bu yaptigin. sanki tuvaletin kapisina vurmuslar da iceriden "doluu" diye bagiriyormussun gibi.